Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Çok Canım Sıkılıyor, Güneş Toplayalım İstersen

Merhaba Sevgili Takipçi Aday Adayım! Ne garip zaman ve ayrılık bazı ilişkileri giderek güçlendirirken bazı ilişkileri yok ediyor. Ne dersin benim seninle olan ilişkim giderek güçlenenlerden mi yoksa giderek yok olanlardan mı? Ben güçlenenlerden derim çünkü ne zaman gelirsem geleyim sen dinlemeyi severmişsin gibi geliyor.  Aslında hiçbirimizin tam anlamıyla değişmediği ama aynı zamanda örselendiği, bilendiği daha çok kendini bulduğu bir şeyler yaşıyoruz. Yaşadıklarımız kimini daha ‘iyi’ yaparken kimini daha ‘kötü’ yapıyor. Bir şekilde büyüyoruz ya da büyütülüyoruz. Ne garip, insan yavrusunun ne kadar büyürse büyüsün hala ‘büyümeye’ devam etmesi, bunun yıllarca sürmesi ne garip. Hayvanların öyle mi büyümeleri bir yerde duruyor ve daha sonra tekrardan ibaret oluyor yaşamları... Tüm bunları düşününce ve gerçek öze inince nihayetinde doğal olmaktan başka çaresi kalmıyor insanın. Yaşadıklarını ve bilimum yaşayacaklarını tahmin ederken insan yeniden en başına dönüyor. Kelimenin tam anlamıyla t…
En son yayınlar

Bir Küçük "Hiçbir Şey" Hikayesi

Merhaba Sevgili Takipçi Aday Adayım!  Ben sana uzaktım, nakıştım, bakıştım, bloga uğramamak gibi büyük işlere kalkıştım kusura bakma... Bende huydur, aklımdan oyunlar oynarım. Her insanla konuşmadan -onun bilmediği- bir bağ kurarım ikimizin arasında. Mesela hayatımdaki çoğu insan için bu insan bir şarkı olsaydı ne olurdu diye oyun oynardım eskiden. Bir süre sonra bu oyun değişti her insanla bir şarkımız oldu. Geçen radyoda Ahmet Kaya Hiçbir şeyimsin çaldı... İki kişilik bu şarkı tek kişiye düştü. Şarkının benim gözümdeki sahibiyle artık görüşmüyoruz. Sonra denizden çıkıp sıcacık kuma basar gibi içim ısındı birden. Sonra aniden aklıma şiirin asıl sahibi geldi.  Açtım onun sesinden bir kez daha dinledim şiiri.  Attilâ İlhan'ın öldüğü günü hiç unutmuyorum. 9 yaşındaydım. Kahvaltı masasındaydık haberi duyduğumuzda. O zamanlar çok etkilememişti beni. Bunu hiç unutamam birde Kazım Koyuncu'nun öldüğü günü hiç unutamam. Bazen hayatınızdaki bazı sahneler fotoğraf gibi kazınır zihninize. …

okul uzaktan, müze yakından!

Merhaba Sevgili Takipçi Aday Adayım!

Günün birinde benim gibi bir müzesevere çok güzel bir ödev vermişler. Bende durur muyum yapıştırmışım cevabı koşmuş gitmişim yine.

Arkadaşlarım, açık ve uzaktan eğitimin fazlasıyla "uzaktan" olması çok hoşuma gidiyor. Okul uzaktan ama müze yakından güzel, bilirsiniz işte.

Bende düştüm yollara, İstanbul Arkeoloji Müzelerine gittim. Şöyle ki Türkiye'de müzeciliğe verilen değeri hepimiz biliyoruz. Ben daha öncede gitmiştim bu müzeye emin olun yıllardır pek bir aşama kaydedememiş. Tarihi yarımadayı santim santim gezip yanımdaki müzeseveri çocukluğumu anlatmayı çok severim. Benim tarihi yarım adadaki çocukluk anılarım anlatmakla bitmez... Beni bırakıp müzeye geçelim hemen...

İstanbul Arkeoloji Müzeleri 1891 yılında Osman Hamdi Bey tarafından kurulmuş. Osman Hamdi Bey'i tanırsınız, Kaplumbağa Terbiyecisinden... Hiç mi?? Tamam olsundu... Müze; Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi...


Kısaca geçmişi şöyle... 1…

Çok Canım Sıkılıyor, Kuş Vuralım İstersen #Kıyıdan

Merhaba Sevgili Takipçi Aday Adayım

Bir yerlerde birileri kulağıma"sen olsan bunların, tüm bu olanların yazısını yazardın, ben sadece yaşamakla yetiniyorum" diyor. Sırf bu cümleler için bile bağıra bağıra yazma istediği doluyor içime.

Zamanlardan birinde bir masada biri aynen şöyle dedi, gözleri dolu dolu, “Neden bunca yükü benim sırtıma verdi, neden sevincimin yanına hüznünü koydu, neden bana bu taşıyamayacağım yükü verdi, neden bunca şey başka insanları da rahatsız etmiyor? Bazen diyorum ki çok fazla. Ben hepsinin altından kalkamayacağım, sonra mecbur napacaksın zaman bu durmuyor akıyor, bitiyor acı, geliyor yenisi…”

Şu son paragraf için hiçbir şey demek istemiyorum, sen tamamla eksikleri. Bağlamı sen oluştur, masaya kimleri oturtmak istersen oturttur.


*** 2012 yılı. Bakıyorum şimdi 3 yıl geçmiş. Sürpriz bir tatilin yolculuğunu yapıyoruz. Bazı şeyler hiç bitmeyecekmiş gibi yaşanırken daha sonra çok özleniyor. Yaşarken kıymetini bilmediğimiz zamanlar gibi. "Şimdi olsa…

Doğmamış Çocuğa Mektuplar #Kıyıdan

Merhaba sevgili takipçi aday adayım!

Zaten çoğu şey değmez çok konuşmaya, denize doğru! Sen bunu okuduğun zaman bir yerlerde bir ben denizin olmayan maviliğine bakıp "denize doğru" diye bağırıyor olacağım. Çünkü vücudunun 3'te 1'i su olan bir canlıdan aksini bekleyemezsin.




Ardımda çok şey bırakmadım, kalanları da almadım. İnsanlarda bırakacağınız izler, birilerinin hayatına girmenizin belli sebepleri vardır. Açıklanamayacak sebepler. Kader diyemeyiz buna.

Bugün benim benim için özel bir gün. Aklımda tek bir cümle var "hiç yoktan iyidir."

Aslında bu yazıyı çok önce yazmalıydım yani takip ettiğim birkaç kişi öyle yapıyor. Kitabın daha dumanı üzerindeyken tutup yazısını yazmaya çalışıyorlar. Oysa bir yapıtta en önemli olan şey ne bıraktığıdır. Bir kitabın sende bıraktığını sevebilirsin yalnızca. Yıllar sonra adını duyduğunda sana ne hatırlattığıdır. O yüzden kitabı okuyuşumun 1000. yıl dönümünde kitabın bende bıraktıklarını yazıyorum. Ve öyle bir şey ki ben b…

Fuarın Ardından...

Merhaba sevgili takipçi aday adayım!
Unuttum sandın, bıraktım sandın, zamanı yok artık buralara uğramaz artık dedin değil mi? Gıyabımda neler döndü aklının geniş aydınlığında? Ben hep buralardaydım, okudum yazdım, uyumadım, yedim, içtim, okudum, koştum ama hep buralardaydım. Sadece biraz görünmez oldum. Çünkü ben bilirim ki hayatlarımızda yaşayacağımız her şeyin bir zamanı vardır ve zamanı gelmeden kimse bir yere kıpırdamamalıdır. O yüzden hiç acele etmem bilirsin... Neyse bu konu hakkında diyeceklerim elbette bol ve bu bolluğu başka bir zamana elbette bırakabiliriz.

Aklımın her zaman bir köşesinde 'ne yapabilirim, ne yazabilirim' sorusu vardır, hep bir yenilik arayışı içerisindeyimdir. Hep aklımı farklı aktivitelere yönlendirme hevesindeyimdir. Aklımın içinde olmadığın için bunu tabi ki bilemiyorsun, bu beni şaşırtmıyor...

Tabi durum böyle olunca geçenlerde uzun bir metrobüs yolculuğu yaptım, yaparken de aklıma değişik fikirler geldi. Sürekli yeni bir şeyler öğretme, öğrenme hev…

Bir Küçük "Llorona" Hikayesi

Merhaba Sevgili Takipçilerim ve Aday Adaylarım!
    Dünya’nın iyi insanlar hatırına döndüğü bu kötü günde herkese, dağlara, taşlara uçan kuşlara merhaba... Günler birbirini kovalarken geçenlerde bir saat diliminde tavana bakarak “bir hikaye bulmalıyız, bir hikaye öğretmeliyiz” dedim kendi kendime. Zihnimin koca çekmeceli belleğini karıştırdım. Ortalığı dağıttım biraz ama çekmecelerden tam dişinize göre bir hikaye çektim çıkardım.      Latin Amerika sevgimi, bağlılığımı hepiniz bilmiyorsunuz. Hatta bazılarınız şimdi yazdığım cümleyi bir daha okudu. Kültürünü sevdiğimin memleketinin her karış toprağını görmek için sabırsızlanıyorum. Zihnimin çekmecelerinden de tamda bu topraklara ait bir şeyler çıktı.
Eskilerden kalma bir alışkanlıkla yeni keşfettiğim, dilini bilmediğim şarkıların hemen sözlerine bakmam. Ne anlatmak istediğini önce kendim çözmeye çalışırım. (Popüler kültürden bahsetmiyorum)       Tahmin ettiğin gibi yine öyle oldu... 2002 yapımı Frida filminin soundtrack’ında Chavela V…