18 Eylül 2015 Cuma

Bir Küçük "Llorona" Hikayesi


Merhaba Sevgili Takipçilerim ve Aday Adaylarım!
 
    Dünya’nın iyi insanlar hatırına döndüğü bu kötü günde herkese, dağlara, taşlara uçan kuşlara merhaba... Günler birbirini kovalarken geçenlerde bir saat diliminde tavana bakarak “bir hikaye bulmalıyız, bir hikaye öğretmeliyiz” dedim kendi kendime. Zihnimin koca çekmeceli belleğini karıştırdım. Ortalığı dağıttım biraz ama çekmecelerden tam dişinize göre bir hikaye çektim çıkardım.
     Latin Amerika sevgimi, bağlılığımı hepiniz bilmiyorsunuz. Hatta bazılarınız şimdi yazdığım cümleyi bir daha okudu. Kültürünü sevdiğimin memleketinin her karış toprağını görmek için sabırsızlanıyorum. Zihnimin çekmecelerinden de tamda bu topraklara ait bir şeyler çıktı.
Eskilerden kalma bir alışkanlıkla yeni keşfettiğim, dilini bilmediğim şarkıların hemen sözlerine bakmam. Ne anlatmak istediğini önce kendim çözmeye çalışırım. (Popüler kültürden bahsetmiyorum) 
     Tahmin ettiğin gibi yine öyle oldu... 2002 yapımı Frida filminin soundtrack’ında Chavela Vargas ve Lila Downs‘ın müthiş seslerinden dinleyip Llorona şarkısı ile tanıştığım bir şehir efsanesinden bahsetmek istiyorum bugün. Özellikle Chavela Vargas’ın sesini, şarkıyı yorumlayışının defalarca altını çizmek istiyorum. Bir ses bir kederi, bir yok oluşu bu kadar mı anlatabilir, bu kadar mı iyi hissettirebilir? Her dinleyişimde 5 dakika offline olup dış dünyaya kapatıyorum kendimi. 
Yine böyle çevrimdışı oluşlarımda açtım sözlerine baktım...
"sakın inme o nehre, çocuksakın yalnız başına gitme oralara;o hıçkırıklara boğulmuş kadın, sırılsıklam ve vahşi,seni bir daha asla bırakmamacasına alıkoyabilir. “
     Biraz soruşturmayla şarkının bir hikayesi hatta efsanesi olduğunu öğrendim. Vargas’ın Llorona diye nidalarının elbette bir anlamı vardı ve ben sır perdesine doğru son sürat koşuyordum ve perdeyi bir hışımla açtım... TATATAAAAAM!!!
Llorona bir Meksika efsanesidir, farkı versiyonları olmasına rağmen ben en bilinenini anlatmak istiyorum sana. Efsaneye göre Llorona çok güzel bir kadın, senelerce kimseye yüz vermiyor, hayatının aşkını bekliyor. En sonunda yaşadığı yere bir genç geliyor. Llorona kabul ediyor ve evleniyorlar. 2 çocukları oluyor. Ancak zamanla eşi Llorona’dan soğuyor ve farklı kadınlarla birlikte oluyor. Bu Llorona’yı çıldırtıyor, kavgalar gürültüler üzerine ayrılıyorlar. Bir gün Llorona ve çocukları nehir kıyısında gezerken adam geliyor. Doğal hakkı, çocuklarını seviyor ve Llorona’yı görmezden gelerek gidiyor. Bunun üzerine kadın cinnet getirerek çocuklarını nefesleri kesilinceye kadar su altında tutuyor. Daha sonra, aklı başına geldiğinde, ağlayarak çocuklarını arıyor; öldüklerini fark edince de kendini de nehrin sularına bırakıyor... İnanışa göre Llorona Araf’ta kalıyor ve ağlayarak çocuklarını nehir kıyısında aramaya devam ediyor. Ve yine inanışa göre Llorona hala gelip küçük çocukları kaçırıyor... (Anlayacağınız Meksikalı çocukları böyle korkutup tehdit ediyorlar.)
    Efsane böyle öğrendiğimde çok hoşuma gitmişti. Böyle kültür kokan şeyleri delicesine seviyorum. Fakat sana sır perdesinin tamamını açamadım, devamı ve daha fazlası için biraz uğraşman gerek. Llorona için çaba sarf etmen gerek. Şarkıyı buraya bıraktım. 
Bir daha ki yazıya kadar sağlıcakla! 

0 yorum:

Yorum Gönder

söyleyeceklerin benim için çok önemli, unutma!