11 Nisan 2015 Cumartesi

Bütün Kadınların Kafası Karışıktır, Muhtemelen!


Merhaba takipçi aday adayım!

Yürürken diğer insanların adımlarını izlerim, kimin açtığı yolda ilerliyorum bakarım. Birilerinin adımlarını takip etmek kolay bir iş olmasa gerek. Adımlar çok önemlidir benim için. Ee ne de olsa yolları yenmek için yürümeliyiz ama nereden başlamalıyız yürümeye? Yürüdüğümüz yollar gerçekten bizim yarattığımız yollar mıdır, yoksa sürüklendiğimiz başka insanların yarattığı yollar mıdır? Aklımızdan geçenler, söylediğimiz cümleler gerçekten bizim kelimelerimiz midir? "Şimdi ne söylüyorsam karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana.." der Nazım, gerçekten öyle midir? Başkalarından öğrendiğimiz bu mirası gelecek insanların aydınlık akıllarını mı bırakıyoruz? Onlarda gelecek nesillere mi aktaracak? Hep başkalarının sözcükleriyle mi yaşayacağız?  Başkalarının hissettikleri gibi, başkalarının cümleleriyle.

Dil, insanın kalbi ve aklından geçeni karşına aktarabildiği en güçlü varlıktır. Dilimizle neye güldüğümüzü neye ağladığımızı anlatabiliriz ancak. Başkasının yarattığı, başkasının tercüman olduğu temelde aynı duyguları hissettiğimizi düşündüğümüz varsayımını yaparak başkasının kelimelerini söyleriz, herkese, her şeye...

Tüm şarkılarımız bizimle aynı acıları yaşamış insanların. Onların galibiyetlerini sırtlıyoruz. Bizim olmayan zaferlerin kutlamasını yapıyoruz. Taklit edersek aynı başarıya ulaşmış sayıyoruz kendimizi. Oysa düşman duruyor yerli yerinde. Herkes aynı yerinde belki bir umutla koşar zafere, bizim olmayan zafere. Taklitler tekrara dönüşüyor. Hepimiz birbirimizi taklit ediyoruz. Uygarlık tarihinden beri en başından en sonuna kadar, birbirimizi taklit ediyoruz. Taklit doğal yönelim mi? Taklitler aslını yaşatmaz.
Mesela şu an bile ben bir başkasının ürettiği kelimelerle size sesleniyorum, o kelimeleri bir araya getirip bir anlam çıkarmaya çalışıyorum, parçaları birleştiriyorum. Başkasının kelimelerini size yazıyorum. Bunlar benim kelimelerim değil belkide.

Bu minvalde her şeyi değerlendirecek olursam, bazen bazı şeyler anlatılmaz, anlatılamaz, çünkü o sözcükler daha üretilmemiştir, hiçbir kelimenin hükmü yoktur.

Ağzımda bal gibi tatlı bir türkü bir iner, bir çıkarım bu yokuşu.

Bir daha ki yazıya kadar sağlıcakla takipçi aday adayım!

2 yorum:

Little Fabien dedi ki...

Yürüdüğümüz yollar gerçekten bizim yarattığımız yollar mıdır, yoksa sürüklendiğimiz başka insanların yollar mıdır? vov! kilit oldum bunu okuyunca, ne derin dalmışsın dostum, sürükledin bizi de yahu:) Bloğun süper, takipteyim, bana da uğra. Selamlar. Gamze littlefabien.blogspot.com

Şilan Bozyurt dedi ki...

@Little Fabien Ne mutlu etti yorumun, çok teşekkür ederim ara sıra oluyor yahu öyle şeyler bende anlamıyorum, bloguna şöyle bir göz gezdirdim de bebeklerini satıyor musun?? Çok beğendim de... Sevgiler kendine çook iyi bak..

Yorum Gönder

söyleyeceklerin benim için çok önemli, unutma!