#okuyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#okuyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2015 Pazar

yüzme biliyor muydunuz?

Merhaba sevgili takipçi aday adayım!

Nasılsın, ben kuş gibiyim, neredeyse kanatlanıp uçmadığım kaldı. Ben yine bir kitap siparişinde bulundum, kargom geldiği gibi de buraya koştum geldim. Ben hayatımda bazı şeyleri alışkanlık haline getirmeye başlarım, örneğin yeni bir işe başladığımda kazandığım ilk parayı ilkin kitaba yatırırım. Çünkü en değerli şeylerin orada beni bulacağına inanırım. Tarih dediğin nedir gülüm, tekerrürden ibaret... Yine yeni bir iş... yine yeni bir liste... yine yeni bir kargo...



Tamam girizgahı atlatıp size hızlıca neler aldım anlatayım, bu sefer sepeti sadece kadın kalemiyle doldurmak istedim. Kadınlardan gelen bir nehir içinde, beni ben gibi anlayan kadınlardan, hiç okumadığım, hiç anlamadığım kadınlardan.

Sipariş listesini hazırlarken de sürekli "sevilen bir kadının yüzü çiçek gibidir" dedim hep kendi kendime. Nedendir bilmem, bazen belli kelimeler takılır dilimin ucuna. Sanki unutmak büyük terbiyesizlik ve vefasızlık gibi gelir. Unutmamak için tekrar eder dururum.

Kısaca şöyle kitap listesini bırakmak istiyorum sana, eğer içinde okudukların varsa bana yaz diye, kim ne anlamış, neyi görmüş, neyi görmemiş tartışalım. Tartışmak iyidir, farklı bakış açıları sunar insana...

Nilgün Marmara - Daktiloya Çekilmiş Şiirler
Oriana Fallacı - Doğmamış Bir Çocuğa Mektup
Sylvia Plath - Sırça Fanus
Virginia Woolf - Kendine Ait Bir Oda
Ece Temelkuran - Devir

Aslına bakarsan tüm bu kitapları okuduktan sonra uzun uzun haklarında düşünüp, belki neler düşündüğümü yazacağım.

Bir nehir var, kadınlardan oluşan bir nehir. Hepimizin içinde olduğu dertlerimiz, tasalarımız, umutlarımız, gülüşlerimizle birbirimizi yıkadığımız. Bizi biz yapan şeylerin bir an bile yanımızdan ayrılmadığı bir yer. Tepeden tırnağa biz olduğumuz. Birbirimizi garip huylarımız için sevdiğimiz. Gittikçe uzuyor günlerimiz.

Bu kadınlardan gelen nehirde yüzmek zorundayız. Çünkü bu kadınlar aslında bize benzeyen ama bizden çok farklı olan kadınlar. Bakışları bizimle değişen kadınlar. Bu kadınların hepsinin adı yazılmalı baş köşeye. Hepsinin gülüşmeleri yazılmalı isimlerinin altına. Teker teker.

Öyle işte bazen içinden çıkamıyorum hiçbir durumun, kendine iyi bak bir daha ki yazıya kadar sağlıcakla! 

24 Aralık 2014 Çarşamba

yazmalı mı, yazmamalı mı?


 

Merhabaaa sevgili takipçi aday adayıım!!

Nasılsın? İyisin iyi. Bak iyi değilsen bile kocaman enerji gönderiyorum sana, iyi ol diye.

Yine yazmakla yazmamak arasında gidip gidip geldiğim, 'dur bir başlayayım da devamı gelirse yayınlarım' diye düşündüğüm bir yazıya başladım. (Eğer yayınlanmışsa bil ki devamı gelmiş.)

İnsanın karşısına ne zaman ne geleceği hiç belli olmuyor. Hiç olmuyor hemde. Okuyacağım kitapları bu mantıkla seçiyorum. Eğer bir kitap sizi içine almazsa mümkün değil o kitabın olamazsınız. Kitap sizin dünyanıza girmez, siz onun dünyasına girersiniz diyeceğim.

Eee ben böyle dururken birden bir kitap buldu beni. Arkadaşımın bir ödevi var, hiç zamanı yok ama. Bende ödevini onun yerine yapabileceğimi söyledim. Bu şekilde geldi buldu beni. Aslında doğruyu söylemek gerekirse beklentim düşüktü. Hatta kitabın abartıldığını bile düşünüyordum. İşte insan bazı şeyleri bilmeyince, ahkam kesmesi kolay oluyor. Ve bende yanlış yapıp bilgim olmadığı konuda fikir beyan ettim. (Yanlış bir şey yapmayın.)

Bu arada kitabın ismini söylemedim, sende hatırlatmadın... Teşekkürlerr... Bu nasıl okumak? Nerenle okuyorsun... Kitap Antoine De Saint-Exupery'nin Küçük Prens'i.  Kitap hakkında çok yorum yapmayacağım, güzel bir kitaptı. Herkesin anlayabileceği ama herkesin hissedemeyeceği bir kitap. Ben hissedebildiğimi düşünüyorum.

95 Sayfalık bir kitap evden Ayazağa'ya gidene kadar bitiyor. Bitmesin istedim ama merakımın önüne geçemedim. Hatta ben kitabı okurken çok güzel bir insanla tanıştım. Hani sevmeniz için tanımanızın gerekmediği türden bir insanla. Neyse bu çok güzel bir hikaye, anlatmayacağım ama. Bu yazıyı sırf onun içinde yazdım diyebilirim.

Kitabın sözlerini eminim ki sende internetten oradan buradan görmüşsündür. Ben bazı şeyleri biliyordum. Hani aslında çok derin olan, saatlerce hakkında düşünebileceğim şeylerin bu kadar basit anlatılması hoşuma gitti. Kesinlikle okunması gereken bir kitap olduğunu söyleyemem. Yaşarken hakkında düşünülmesi gerek. Resimli bir kitap, kitabın resimleri kitabı yazan Antoine Abi yapmış. Saatlerce bakabilirim resimlerine. Hatta son sayfada olan resmin fotokopisini çektirip meşhur panoya asabilirim... (Sağdaki resim) Yaparım bilirsin...

Tek sorun kitapta gereğinden fazla imla hatası yapılması, bir çocuk kitabında bu kadar hatanın olması beni yıldırdı, sonuçta bir çocuğun bu kadar hatalı bir yazını okuması hoş değil.

Azıcıkta altı çizdiğim benim hakkında düşündüğüm, seninde düşünmeni istediğim birkaç satır başı paylaşıp, seni azad edeceğim sevgili takipçi aday adayım...
"Bir generale, bir deniz kuşuna dönüşmesini buyursam, generalde buna itaat etmese, bu generalin kabahati sayılmaz. Benim kabahatim sayılır."
Küçük Prens'in ilk gittiği gezengende tanıştığı Kral'ın hep söylediği sözler bunlar. Üzerine hala düşünüyorum.
"Önce, az ötemde oturacaksın, şöyle otların üzerine... Ben sana göz ucuyla bakacağım; ama sen hiçbir şey demeyeceksin.Dil bütün yanlış anlaşılmaların kaynağıdır. Ama her gün biraz daha yakınıma oturmalısın..."
Buda Dünya'ya gelen Küçük Prens'in karşılaştığı Tilki'nin sözlerinden bir kesit. Tilki Küçük Prens'e kendisini nasıl evcilleştireceğine dair yapacaklarını söylüyor. Ama Tilki unutuyor ki  bir şeyi evcilleştirdin mi, sorumluluğu sana ait olur. O yüzden kimseyi evcilleştirmemeye dikkat edin. Evcilleştirirseniz de Küçük Prens gibi bırakıp gitmeyin.

Böyleydi işte. Benim aklımı baya kurcalayan cümleler bunlardı. Azıcık sende düşün bunlar üzerine. Hatta bir adım daha ileri git ve kitabı okumadıysan oku. Okuduktan sonra daha iyi anlayacaksın bu yazıyı. Arka pencerenden soracaksın kendine;
'koyun çiçeği yedi mi, yemedi mi?'


Yazarken bunu dinledim. Düşündüklerini kesinlikle paylaş benimle. Bir daha ki yazıya kadar görüşmek üzere!!



Bir Küçük "Llorona" Hikayesi

Merhaba Sevgili Takipçilerim ve Aday Adaylarım!       Dünya’nın iyi insanlar hatırına döndüğü bu kötü günde herkese, dağlara, taşlara u...