Ana içeriğe atla

Çok Canım Sıkılıyor, Güneş Toplayalım İstersen




Merhaba Sevgili Takipçi Aday Adayım! Ne garip zaman ve ayrılık bazı ilişkileri giderek güçlendirirken bazı ilişkileri yok ediyor. Ne dersin benim seninle olan ilişkim giderek güçlenenlerden mi yoksa giderek yok olanlardan mı? Ben güçlenenlerden derim çünkü ne zaman gelirsem geleyim sen dinlemeyi severmişsin gibi geliyor. 
Aslında hiçbirimizin tam anlamıyla değişmediği ama aynı zamanda örselendiği, bilendiği daha çok kendini bulduğu bir şeyler yaşıyoruz. Yaşadıklarımız kimini daha ‘iyi’ yaparken kimini daha ‘kötü’ yapıyor. Bir şekilde büyüyoruz ya da büyütülüyoruz. Ne garip, insan yavrusunun ne kadar büyürse büyüsün hala ‘büyümeye’ devam etmesi, bunun yıllarca sürmesi ne garip. Hayvanların öyle mi büyümeleri bir yerde duruyor ve daha sonra tekrardan ibaret oluyor yaşamları...
Tüm bunları düşününce ve gerçek öze inince nihayetinde doğal olmaktan başka çaresi kalmıyor insanın. Yaşadıklarını ve bilimum yaşayacaklarını tahmin ederken insan yeniden en başına dönüyor. Kelimenin tam anlamıyla tur bindirmiş sayılıyor kendine. Doğal olmaktan, kendi olmaktan başka çaresi kalmıyor. Çünkü doğada sevgi ve emeğin haricinde hiçbir gücün yaptırımı yok. Bazen hayvanları seyrediyor musun? Seyredince anlayacaksın ne demek istediğimi. 
Nitekim bazı yaz gecelerinde olur ya hava çok eser, sen üşümeyi özlemişsindir camı kapıyı açar, hırkanı üzerine geçirir sonrada beklersin üşümeyi ve yine benzer ki duygusal hayatımızda olan her şey bundan ibaret. bir zaman sevmeyi özler insan, bir zaman üşümeyi. Bir zaman kalmak ister, bir zaman gitmeyi. Birileri beni duysun ama aynı zamanda sözler sadece duyabilene özel olsun istersin. Vakit geldiğinde düşünürsün hayatımda kim bunları anlayabilir, kim biriktirdiklerimi sırtlayabilir? 
İşte o zaman devreye zaman ve ayrılıklarında ayıramadığı ilişkilerin gelir aklına. Hayatında tam anlamıyla olmasa da var olmasının bile seni güçlendirdiği insanlar... Bazı zamanlar sadece bunları düşünür basit yaşarım mesela. Hayatımın şu evresini tam anlamıyla güneş toplayarak geçiriyorum. Güzel kitap, güzel insan, güzel şiir, güzel an, güzel olan hoşuma giden her şeyi biriktiriyorum. Ve çevreme elimden geldiğince güneş toplatıyorum. Kim bilir belkide seninde sadece güneşe bakmaya ihtiyacın vardır... 
Bir daha ki yazıya kadar güneş toplamaya devam et! Sağlıcakla günebakan! 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Küçük "Suzi" Hikayesi

Merhaba sevgili takipçi aday adayıım!
       Günaydın. Ne güzel kelime günaydın. Bugün böyle sabahtan akşama kadar bir şeyler yazma isteğimi içimden atamadım. Bugün delicesine sevgi doluyum. (İnsanlara değil, hayata)
       Sonra sabah yine müzik dinlerken o çok sevdiğim hikayeli türkülerden biri çıktı. Dedim ki belki bilmeyen vardır ya da bilipte unutan vardır ben en iyisi düzenleyip bloga yazayım bunu. Hep yazma isteğimi biraz olsun frenlemiş hemde size bir yatmadan önce hikayesi anlatmış olurum diye düşündüm. Ve oturdum bilgisayarın başına...
       Şimdi başlayayım hikayemize...  Hemen şuna bir tık. Diyarbakır'ın güneybatısında, Dicle Nehri'nin kıyısında, Kırklardağı diye bir dağ, bu dağın tam arkasında da Kırklar Ziyareti var. Zaten ülkemizin Doğu şeriti çok zengindir bu konuda. Türbelerden, ziyaretlerden geçilmez. İnsanlar buralara gider adaklar adar, isteklerini dile getirip uğruna kurbanlar keserler. Çocuğu olmayana çocuk, işi olmayana iş, sağlığı olmayana sağlık... B…

Gündüz Çorbacı Gece Meyhaneci

Merhaba sevgili takipçi aday adayım,

Bir sorum olacak sana, kaybetmek ağır mıdır? Kaybetmenin ağırlığı olur mu? Kaybettikçe hafiflemez mi insan? İki tezat kelimenin birbirine bu kadar eşlendiğini gördün mü hiç hayatında? Aklımda deli sorular, beynimden parmak ucuma akarlar, sonra yollarını bulur sana ulaşırlar. Aklımdaki sorular hiç bitmez, aklımda ikimize de hepimize yetecek kadar soru var. Ah takipçi aday adayım, takipçim sevgili dostum fikrimce kaybetmenin kocaman bir ağırlığı olur. Kaybedenler başta anlamaz ağırlığını, fark edemez. Bir insan kaybettiği zaman bir şeyleri önce uyuşur sonra acır ardından bir kağıt kesiği gibi sızlar nihayet yavaşça hissizleşir. Bunları niye mi yazıyorum sana, benim küçük dünyamda, kendi başıma anlamlandırdığım kendimce el yordamıyla edindiğim tecrübelerimin dilime vuran akisleri bunlar. Ve bu tecrübeler benim bünyeme fazlasıyla ağır geliyor hayır kaybetmenin ağırlığı değil, anlıyor olmanın ağırlığı bu kez.

Asıl tuhaf olansa bir sürü şey deyip asıl m…