16 Kasım 2015 Pazartesi

Fuarın Ardından...






Merhaba sevgili takipçi aday adayım!

Unuttum sandın, bıraktım sandın, zamanı yok artık buralara uğramaz artık dedin değil mi? Gıyabımda neler döndü aklının geniş aydınlığında? Ben hep buralardaydım, okudum yazdım, uyumadım, yedim, içtim, okudum, koştum ama hep buralardaydım. Sadece biraz görünmez oldum. Çünkü ben bilirim ki hayatlarımızda yaşayacağımız her şeyin bir zamanı vardır ve zamanı gelmeden kimse bir yere kıpırdamamalıdır. O yüzden hiç acele etmem bilirsin... Neyse bu konu hakkında diyeceklerim elbette bol ve bu bolluğu başka bir zamana elbette bırakabiliriz.

Aklımın her zaman bir köşesinde 'ne yapabilirim, ne yazabilirim' sorusu vardır, hep bir yenilik arayışı içerisindeyimdir. Hep aklımı farklı aktivitelere yönlendirme hevesindeyimdir. Aklımın içinde olmadığın için bunu tabi ki bilemiyorsun, bu beni şaşırtmıyor...

Tabi durum böyle olunca geçenlerde uzun bir metrobüs yolculuğu yaptım, yaparken de aklıma değişik fikirler geldi. Sürekli yeni bir şeyler öğretme, öğrenme hevesindeyim. Çok uzatmadan girizgâhı kenara bırakıp konuya girelim. Biliyorsun dün bir kitap fuarını daha eskittik. Geçen sene gidememiştim, fuarın hemen ardından bir yazı okumuştum ve ne olursa olsun bu sene gitmeye karar vermiştim. Bir yazar var, çok insanın bilmediği ama benim yakından takip ettiğim, dış dünyayla arama koyduğum büyük çizgide çizginin ilerisinde duran, kimseye duyurmadığım kalemine hayranlık duyduğum biri. Bu nadide karakterli insanın kaleminden dökülen o hikâye beni kolumdan tutup fuar yollarında düşürdü… Keyifli bir gözlem, az birazda alışveriş yaptırdı.

Bir ‘Ayraç’ hikâyesinin bir insanı nasıl sürükleyebildiğine tanık oldum. Her şeyin para olamayacağını, paranın amaç değil araç olduğunu tekrar aklıma yazdıran bir hikâyeye. Günümüz toplum düzeninde bizi sadece sınırsız bir çılgınlıkla ‘satın almaya’ itelemesinin nasıl boş ve önemsiz olduğunun altını bin bir renkle çizen bir hikâyeye. Aslında bu yazıda yazdığım hiçbir kelimenin hiçbir önemi yok, sadece bu hikâyeyle tanıştırmak istedim seni. Ne yazık ki anıları değil, eşyaları satın alabiliyoruz… O yüzden her yerde bolca anı bırakmak istiyorum. Ve bunu her insanın yapmasını istiyorum. Seni bu anıyla baş başa bırakıyorum ve kucak dolusu düşüncelerimi gönderiyorum. Bir dahaki yazıya kadar sağlıcakla!

(Hikayeyi Ayraç’lı kısmın hemen üzerine bıraktım, tek tık uzağında!)

0 yorum:

Yorum Gönder

söyleyeceklerin benim için çok önemli, unutma!