26 Kasım 2015 Perşembe

Doğmamış Çocuğa Mektuplar #Kıyıdan


Merhaba sevgili takipçi aday adayım!

Zaten çoğu şey değmez çok konuşmaya, denize doğru! Sen bunu okuduğun zaman bir yerlerde bir ben denizin olmayan maviliğine bakıp "denize doğru" diye bağırıyor olacağım. Çünkü vücudunun 3'te 1'i su olan bir canlıdan aksini bekleyemezsin.




Ardımda çok şey bırakmadım, kalanları da almadım. İnsanlarda bırakacağınız izler, birilerinin hayatına girmenizin belli sebepleri vardır. Açıklanamayacak sebepler. Kader diyemeyiz buna.

Bugün benim benim için özel bir gün. Aklımda tek bir cümle var "hiç yoktan iyidir."

Aslında bu yazıyı çok önce yazmalıydım yani takip ettiğim birkaç kişi öyle yapıyor. Kitabın daha dumanı üzerindeyken tutup yazısını yazmaya çalışıyorlar. Oysa bir yapıtta en önemli olan şey ne bıraktığıdır. Bir kitabın sende bıraktığını sevebilirsin yalnızca. Yıllar sonra adını duyduğunda sana ne hatırlattığıdır. O yüzden kitabı okuyuşumun 1000. yıl dönümünde kitabın bende bıraktıklarını yazıyorum. Ve öyle bir şey ki ben bu gönderiye taa doğum günümde başlayıp aradan 3 ay 14 gün geçtikten sonra kaldığım yerden devam ediyorum.

Çeşitli yayınları okurken yıpratmaya özellikle özen gösteririm. Altını çizmeye, bir işaret bırakmaya bayılırım. Yıllar sonra benim kitaplarımı bulan birileri, benim bıraktığım izleri görmeliler diye düşünürüm. Bu yüzden sevdiğim yerleri bolca renklendiririm. Yine aynısını yapmış, renklendirmişken sayfaları, gözüm ilk şu cümleye takıldı:
"...hiçbir şey hiç yokluktan daha kötü değildir, keder korku yaratmamalı dedim, hatta ölmek bile, çünkü kişi ölürse hiç değilse doğmuş olduğunu gösterir bu." 
Böyle insanın aklında dağınık bir sis bırakıyor değil mi? Hak verdin mi bu kararsız kadına? Ben deliler gibi onayladım. Hiçbir şey hiç olmamış olmaktan daha kötü değil. Hiç yaşamamış, hiç ağız dolusu gülmemiş olmaktan daha kötü değil.

Bazılarınız için hastalıklı bir düşünce olabilir bu, bu cümleyi şiar edinen insan cesaretli olur çünkü. Cesaretli olmak zorundadır, riske atmak ve kaybedeceğini bile bile oynamalıdır. Çevremdeki çoğu insan bu cesarete sahip değil. Durum böyle olunca sana da her şey garip gelmiyor mu? Sonuçta bir hayatın var ve sen bunu lâyıkıyla yaşayamıyorsun. Çok zavallıca geliyor kulağa.

Anlatmak istediklerimi sakın yanlış anlama, bunlar birer 'carpe diem' çılgınlığı değil. Bunlar yere basan, haklı sebepleri olan ve haklı sebepleri tek tek sayabilen düşünceler.

Rezil olurum düşüncesini bir kenara bırakmalı artık insan. Artık kendinize bir rezil olma hakkı verin ve bu hakkı dibine kadar kullanın. Ve rezil olurken de sakın unutmayın, hiç yoktan her zaman iyidir. Hiç tanımsızdır, var olmamıştır ve belki hiçbir zaman var olmayacaktır, yok ise tanımlı olduğu halde mevcut ol(a)mayandır...

Evet yaklaşık bir sayfa yazıp kitap hakkında gram spoiler vermeyişim gerçekten takdire şayan... Çünkü bu yazı kitabı okumayanlar için değil, kitabı okuyanlar ve okumadığı halde beyin fırtınası yapmayı sevenler içindi. İkinci seçeneğin daha fazla olduğunu düşünüyor ve yorumlarınızı bekliyorum. Bir daha ki yazıya kadar sağlıcakla!

0 yorum:

Yorum Gönder

söyleyeceklerin benim için çok önemli, unutma!