Ana içeriğe atla

Doğmamış Çocuğa Mektuplar #Kıyıdan


Merhaba sevgili takipçi aday adayım!

Zaten çoğu şey değmez çok konuşmaya, denize doğru! Sen bunu okuduğun zaman bir yerlerde bir ben denizin olmayan maviliğine bakıp "denize doğru" diye bağırıyor olacağım. Çünkü vücudunun 3'te 1'i su olan bir canlıdan aksini bekleyemezsin.




Ardımda çok şey bırakmadım, kalanları da almadım. İnsanlarda bırakacağınız izler, birilerinin hayatına girmenizin belli sebepleri vardır. Açıklanamayacak sebepler. Kader diyemeyiz buna.

Bugün benim benim için özel bir gün. Aklımda tek bir cümle var "hiç yoktan iyidir."

Aslında bu yazıyı çok önce yazmalıydım yani takip ettiğim birkaç kişi öyle yapıyor. Kitabın daha dumanı üzerindeyken tutup yazısını yazmaya çalışıyorlar. Oysa bir yapıtta en önemli olan şey ne bıraktığıdır. Bir kitabın sende bıraktığını sevebilirsin yalnızca. Yıllar sonra adını duyduğunda sana ne hatırlattığıdır. O yüzden kitabı okuyuşumun 1000. yıl dönümünde kitabın bende bıraktıklarını yazıyorum. Ve öyle bir şey ki ben bu gönderiye taa doğum günümde başlayıp aradan 3 ay 14 gün geçtikten sonra kaldığım yerden devam ediyorum.

Çeşitli yayınları okurken yıpratmaya özellikle özen gösteririm. Altını çizmeye, bir işaret bırakmaya bayılırım. Yıllar sonra benim kitaplarımı bulan birileri, benim bıraktığım izleri görmeliler diye düşünürüm. Bu yüzden sevdiğim yerleri bolca renklendiririm. Yine aynısını yapmış, renklendirmişken sayfaları, gözüm ilk şu cümleye takıldı:
"...hiçbir şey hiç yokluktan daha kötü değildir, keder korku yaratmamalı dedim, hatta ölmek bile, çünkü kişi ölürse hiç değilse doğmuş olduğunu gösterir bu." 
Böyle insanın aklında dağınık bir sis bırakıyor değil mi? Hak verdin mi bu kararsız kadına? Ben deliler gibi onayladım. Hiçbir şey hiç olmamış olmaktan daha kötü değil. Hiç yaşamamış, hiç ağız dolusu gülmemiş olmaktan daha kötü değil.

Bazılarınız için hastalıklı bir düşünce olabilir bu, bu cümleyi şiar edinen insan cesaretli olur çünkü. Cesaretli olmak zorundadır, riske atmak ve kaybedeceğini bile bile oynamalıdır. Çevremdeki çoğu insan bu cesarete sahip değil. Durum böyle olunca sana da her şey garip gelmiyor mu? Sonuçta bir hayatın var ve sen bunu lâyıkıyla yaşayamıyorsun. Çok zavallıca geliyor kulağa.

Anlatmak istediklerimi sakın yanlış anlama, bunlar birer 'carpe diem' çılgınlığı değil. Bunlar yere basan, haklı sebepleri olan ve haklı sebepleri tek tek sayabilen düşünceler.

Rezil olurum düşüncesini bir kenara bırakmalı artık insan. Artık kendinize bir rezil olma hakkı verin ve bu hakkı dibine kadar kullanın. Ve rezil olurken de sakın unutmayın, hiç yoktan her zaman iyidir. Hiç tanımsızdır, var olmamıştır ve belki hiçbir zaman var olmayacaktır, yok ise tanımlı olduğu halde mevcut ol(a)mayandır...

Evet yaklaşık bir sayfa yazıp kitap hakkında gram spoiler vermeyişim gerçekten takdire şayan... Çünkü bu yazı kitabı okumayanlar için değil, kitabı okuyanlar ve okumadığı halde beyin fırtınası yapmayı sevenler içindi. İkinci seçeneğin daha fazla olduğunu düşünüyor ve yorumlarınızı bekliyorum. Bir daha ki yazıya kadar sağlıcakla!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Küçük "Suzi" Hikayesi

Merhaba sevgili takipçi aday adayıım!
       Günaydın. Ne güzel kelime günaydın. Bugün böyle sabahtan akşama kadar bir şeyler yazma isteğimi içimden atamadım. Bugün delicesine sevgi doluyum. (İnsanlara değil, hayata)
       Sonra sabah yine müzik dinlerken o çok sevdiğim hikayeli türkülerden biri çıktı. Dedim ki belki bilmeyen vardır ya da bilipte unutan vardır ben en iyisi düzenleyip bloga yazayım bunu. Hep yazma isteğimi biraz olsun frenlemiş hemde size bir yatmadan önce hikayesi anlatmış olurum diye düşündüm. Ve oturdum bilgisayarın başına...
       Şimdi başlayayım hikayemize...  Hemen şuna bir tık. Diyarbakır'ın güneybatısında, Dicle Nehri'nin kıyısında, Kırklardağı diye bir dağ, bu dağın tam arkasında da Kırklar Ziyareti var. Zaten ülkemizin Doğu şeriti çok zengindir bu konuda. Türbelerden, ziyaretlerden geçilmez. İnsanlar buralara gider adaklar adar, isteklerini dile getirip uğruna kurbanlar keserler. Çocuğu olmayana çocuk, işi olmayana iş, sağlığı olmayana sağlık... B…

Gündüz Çorbacı Gece Meyhaneci

Merhaba sevgili takipçi aday adayım,

Bir sorum olacak sana, kaybetmek ağır mıdır? Kaybetmenin ağırlığı olur mu? Kaybettikçe hafiflemez mi insan? İki tezat kelimenin birbirine bu kadar eşlendiğini gördün mü hiç hayatında? Aklımda deli sorular, beynimden parmak ucuma akarlar, sonra yollarını bulur sana ulaşırlar. Aklımdaki sorular hiç bitmez, aklımda ikimize de hepimize yetecek kadar soru var. Ah takipçi aday adayım, takipçim sevgili dostum fikrimce kaybetmenin kocaman bir ağırlığı olur. Kaybedenler başta anlamaz ağırlığını, fark edemez. Bir insan kaybettiği zaman bir şeyleri önce uyuşur sonra acır ardından bir kağıt kesiği gibi sızlar nihayet yavaşça hissizleşir. Bunları niye mi yazıyorum sana, benim küçük dünyamda, kendi başıma anlamlandırdığım kendimce el yordamıyla edindiğim tecrübelerimin dilime vuran akisleri bunlar. Ve bu tecrübeler benim bünyeme fazlasıyla ağır geliyor hayır kaybetmenin ağırlığı değil, anlıyor olmanın ağırlığı bu kez.

Asıl tuhaf olansa bir sürü şey deyip asıl m…

Bir Küçük "Hiçbir Şey" Hikayesi

Merhaba Sevgili Takipçi Aday Adayım!  Ben sana uzaktım, nakıştım, bakıştım, bloga uğramamak gibi büyük işlere kalkıştım kusura bakma... Bende huydur, aklımdan oyunlar oynarım. Her insanla konuşmadan -onun bilmediği- bir bağ kurarım ikimizin arasında. Mesela hayatımdaki çoğu insan için bu insan bir şarkı olsaydı ne olurdu diye oyun oynardım eskiden. Bir süre sonra bu oyun değişti her insanla bir şarkımız oldu. Geçen radyoda Ahmet Kaya Hiçbir şeyimsin çaldı... İki kişilik bu şarkı tek kişiye düştü. Şarkının benim gözümdeki sahibiyle artık görüşmüyoruz. Sonra denizden çıkıp sıcacık kuma basar gibi içim ısındı birden. Sonra aniden aklıma şiirin asıl sahibi geldi.  Açtım onun sesinden bir kez daha dinledim şiiri.  Attilâ İlhan'ın öldüğü günü hiç unutmuyorum. 9 yaşındaydım. Kahvaltı masasındaydık haberi duyduğumuzda. O zamanlar çok etkilememişti beni. Bunu hiç unutamam birde Kazım Koyuncu'nun öldüğü günü hiç unutamam. Bazen hayatınızdaki bazı sahneler fotoğraf gibi kazınır zihninize. …